Letven Capital yönetim planları ve güçlü çözüm stratejileriyle yatırım yaptığı şirketleri etkili bir şekilde büyütüyor. Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç, 2025’te 25 milyar TL’lik bir fon büyüklüğüne ulaşmayı hedeflediklerini söylüyor. Peki, bunu nasıl yapacak?
ERSAN TAYLAN
TEKNOLOJİ odaklı muazzam bir dönüşümün içindeyiz. Küreselleşme daha fazla artıyor. Yeni iş yapış şekilleri ortaya çıkıyor. İş dünyası giderek daha karmaşık hale geliyor. Üstelik finansman kaynaklarına erişim imkânları azalıyor. Eskiden olduğu gibi çabucak ve uygun koşullarda kredi bulmanız pek mümkün değil. Artık şirketlerin yönetimi ve doğru iletişim tekniklerini uygulaması hiçbir dönemde olmadığı kadar önem taşıyor. Bu koşullar, girişim sermayesi fonları için altın çağa geçiş dönemi olarak görülüyor. Örneğin son üç yılda ülkemizdeki girişim sermayesi fonları 20 kat büyüyerek 66 milyar TL’lik fon büyüklüğüne ulaştı. Girişim sermayesi fonlarının önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürmesi bekleniyor. Bu dinamik pazardaki şirketlerinden biri de Letven Capital. Yatırımlarını sürdüren Letven Capital, faaliyet alanlarını genişletmeyi hedefliyor. Bunun için kitle fonlama şirketini kurdu. Ayrıca Belçika’da 150 milyon euro’luk bir fon kurmak için gerekli başvuruları yaptı. Özellikle Avrupa Birliği fonlarından yararlanılması hedefleniyor.
Yatırım Modeli
Letven Capital, 3.2 milyar TL’lik fon büyüklüğüyle girişim sermayesi fon pazarında yüzde 5’lik bir pazar payına sahip. Letven Capital, üç ana sektörü içine alan bir ekosistem ve değer zincirine odaklanıyor. Bunlar tarım ve gıda teknolojileri, yenilebilir enerji ile robotik ve otomasyon olarak sıralanıyor. Fon, bu alanlardaki finansal teknolojiler, gayrimenkul teknolojileri, mobilite ve endüstri de verimlilik teknolojileri ile destekliyor.
Letven Capital, yatırım yaparken de bu sektörleri destekleyecek girişimleri tercih ediyor. Bu sektörlerin dışına çıkmayı planlamıyor. Fon girişimciler, şirketler için pazarlanabilir ve değer yaratan bir yatırım modeli inşa ediyor.
Altı Fonu Var
Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç, “2025 yılında 25 milyar TL’lik bir fon büyüklüğüne ve 250 bin yatırımcısı olan bir yapıya dönüşmeyi hedefliyoruz” diyor. Letven Capital, şimdiye kadar 23 şirkete, iştirakleri ile toplamda 31 şirkete yatırım yaptı. Letven Capital tarım gıda ve teknolojileri, robotik teknolojiler, otomasyon, savunma sanayi, insansız teknolojiler, gayrimenkul teknolojileri, finansal teknolojiler, mobilite, yenilenebilir enerji ve yenilenebilir enerji teknolojileri, endüstride verimlilik teknolojileri, eğitim teknolojilerine yatırım yapıyor. Toplamda tarım, gıda ve teknolojileri fonu TARS, mobilite, robotik ve otomasyon teknolojileri fonu MİLRES, finansal teknolojiler fonu CODE, endüstri de verimlilik ve yeşil teknolojiler fonu GENIUS, gayrimenkul teknolojileri fonu RETINA ve yenilebilir enerji ve teknolojileri fonu PREO olmak üzere altı adet girişim sermayesi yatırım fonuna sahip. Yatırımların katma değer oluşturması için “yeşil ekonomi” içinde bulunması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Yeşil enerji kavramı genişletilmeli. Zira yeşil ekonomi denilince akla büyük ölçüde yenilenebilir enerji geliyor. Dünya yeşil ekonomiye doğru gidiyor. Yeşil ekonomi demek, eski kapital bir sistem var bu sistemi reel uzaydan kompleks uzaya doğru, kompleks uzaydan da reel uzaya doğru transformasyon yapıyoruz aslında. Yeşil ortamı aslında bir test ortamı. Dünya bir şeyi deniyor ve burada borçsuz bir dünya oluşturmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu transformasyonu doğru okumak gerekiyor. Biz de günün sonunda yatırım yaptığımız her şirketi bu tabloda transformasyona uyguna yatırım yapıyoruz. Letven Capital’in merkeze aldığı, “Faydalı Yeşil Döngü”nün etrafında; yeşil altyapı sermayesi sağlama, yeşil varlık yönetimi, yeşil tüketim, yeşil ekonomi ve yatırım, yeşil fon piyasası yer alıyor. Üç yıl sonra borsadaki şirketinin değer etmesini ya da katma değer oluşturmasını istiyorsan Yeşil Ekonomi içerisinde olman gerekiyor. Yeşil Ekonomi dediğimizde insanların aklına genellikle enerji geliyor. Bunu genişletmeliyiz. Değer zincirinde ihtiyaç olan teknolojileri geliştiren start-up şirketlere yatırım yapan, ihracatta katma değer yaratan, müşterisi, yatırımcısı hazır bir ekosistem kurmak elzem. Bir çok iş adamına şunu söylüyorum; ikinci neslini yetiştirmiyorsan, servetini sermayeye çevirip Ar-ge çalışmalarını teknoloji yatırımları için bir Venture Capital yapısı oluşturmuyorsan, yada fabrikanı akıllandıramıyorsan bir an önce fabrikanı Orta Asya’ya ve Afrika’ya götür diyorum. Çünkü Türkiye’de en az yarı akıllı fabrikalar olacak. Türkiye’nin Avrupa ile üretim entegrasyonunda teknolojik yetenekleri olan fabrikalar Avrupa’da bulunan akıllı fabrikalar ile entegre olacak. Hem fabrikanın teknolojik, hem de hammaddenin yarı mamülün yeşil teknoloji olması gelecekteki değeri tanımlayacak” diyor.
Fonlar Büyüyecek
Türkiye finans sektörünün 15 trilyon TL’lik bir büyüklüğe ulaştığını belirten Kılıç, “Bunun 13.5 trilyonunun bankacılık sektörü oluşturuyor. Geriye kalan 1.5 trilyon liralık kısmından ise sermaye piyasaları pay alıyor. 2022 yılı sonu itibariyle sermaye piyasaları pastasında girişim sermayesi fonlarının aldığı toplam büyüklük 66 milyar TL” diyor. Girişim sermeyi fonları bu büyüklüğü özellikle son iki yıllık süreçte ulaştı. Bu alanı en çok büyüten enstrüman bireysel emeklilik fonları oldu. Girişim sermayesi fon adedi 2020 yılında 41 adet iken 2022 yılı sonu itibariyle 162 adede yükseldi. Aynı dönemde yatırımcı sayısı, 393’ten 3 bin 758’e, girişim adedi 96’tan 555’e çıktı. Girişim sermayesi fon büyüklüğünün en az 1 trilyon TL’ye yükselmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Çok kısa zamanda 500 milyar TL’ye hızlı bir şekilde ulaşmak mümkün. Bunun için Türkiye’ye 3-4 milyar dolarlık uluslararası girişim sermayesi fon yatırımcısı çekmeliyiz. Girişim adedini, yatırımcı sayısını ve fon büyüklüğünü artırmamız gerekiyor. Türkiye bugünkü rakamların 100 katına rahatlıkla ulaşabilir” diyor.
Teknolojiyle Verim Artıyor
Ekosistemlerine yaramayan yapılara yatırım yapmadıklarını belirten Kılıç, “İnsani finans kapsamında inovatif, verimli, geliştiren, büyüten, dinamik, global rekabetçi bir ekosistem yaratmayı hedefliyoruz” diyor. Fonun bu doğrultuda yaptığı yatırımlardan biri de Çanakkale’deki süt ürünleri üreticisi Bayır Süt. Bayır Süt ekosisteme katıldığı zaman günlük bir ton üretim kapasitesi vardı. Bugün ise günlük dört tona çıktı. Kılıç, “Üretim tarafında robotlaşmayı yine değer zincirimize yer alan Altınay Robot Teknolojileri çalışıyor. Bayır Süt’ün İstanbul ya da Yalova’da kuracağımız fabrikası bir robo fabrika olacak. Yine yapımız içinde yer alan HASFİN girdiyi finanse ediyor. Girdi olan hayvan yemindeki ilaç kullanımı yüzde 90 oranında azaltıyor. Burada bir değer zinciri oluşturuyoruz. Artık sütü bir market zincirine ver, o dağıtım kanalının bütün sütün fiyatı üzerine yüklensin ve tüketici sütü çok daha pahalı bir fiyata tüketsin dönemi bitiyor artık. Çünkü nasıl enerji sektöründe yerel üretim ve tüketim gerçekleşiyorsa gıda gibi sektörlerde başladı. Artık kendi kendine yeten ekonomiler oluşmaya başlayacak. Dünya bunun fırtınasına hazırlanıyor aslında. Ben de bu yapıyı en verimli şekilde nasıl yapabilirim ona kafa yoruyorum. Böyle bir sistem üç yıl sonra halka arz olduğu zaman tüm ekosistem ile birlikte geliyor” diyor.